22 Haziran 2009 Pazartesi

UYGULAMALARIM





KALEMİŞİ BEZEME SANATI
Kalem işi ve Teknikleri Nedir ?
Kalem işi
Bir mimari eserde cami, türbe, mescid, saray, kasır, köşk, yalı v.b. gibi yapıların kubbelerini, tavanlarını ve iç duvarlarını sıva, ahşap, bez, taş, deri gibi elemanlar üzerine renkli boyalar, kabartma ve bazende altın varak kullanılarak ince uzun kıllı kalem tabir edilen fırçalarla yapılan süsleme sanatına denir. Bu tezyinatı yapan kişiye de kalemkar denir. Süsleme sanatları milletlerin kültür, sanat anlayışını ve tarzını gösteren unsurların başında yer alır. Asırlar boyu çok geniş bir alana yayılmış olan türk boylarını, uzun yıllar çok farklı inanç ve sanat anlayışına sahip olan toplum ve medeniyetlerle yapmış olduğu ilim ve sanat ilişkileri nedeni ile günümüzde zengin ve benzeri bulunmayan bir kültür hazinesine sahip olmaktayız.
Bu hazinenin içersinde yer alan, zirvede olduğu zamanlarda (15-16yy) fevkalade motif ve kompozisyon tasarımları ile bizlere sanat açısından ışık tutarken bugün yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Günümüze orjinalliğini kaybetmeden gelen kalemişi örnekleri az bulunmakta, mevcut olan klasik eserlerimizdeki kalemişleri o dönemin sanat anlayışını, desen ve kompozisyonlrarın karakteristik özelliğini yansıtmaktadır.


KALEMİŞİ SANATINDA KULLANILAN TEKNİKLER

1) Sıvaüstü kalemişileri
2) Ahşapüstü kalemişleri
3) Taş- mermerüstü kalemişleri
4) Deri-bezüstü kalemişleri
5) Malakari
1) Sıvaüstü kalemişleri
Camii ve Türbe gibi yapılarda görülen sıva zeminine sürülen kireç üzerine yapılan tekniktir.
Kullanılan malzemeler toprak ve bitkisel kökenli toz boyalar, arap zamkı ( Zamkı arabi ) ve yumurta akıdır. Bugün ise plastik boya nispeten doğal olan toz boyalar ve beyaz tutkal kullanılmaktadır. Ayrıca zaman zaman zemine alçı ve macun çekilerek yağlı boya kullanılarak kalemişi yapılmaktadır.

2) Ahşap üstü kalemişleri
Özellikle (15-16yy'da) dini ve sivil mimarimizde Müezzin mahfi tavanlarında ve dolap kapaklarında kullanılan bir tarzdır. Bugünlere ulaşan örneklerin çok olması yapıların iç mekanlarında kullanılarak dış etkenlerden arındırılması ve bu gibi çalışmaların üzerine uygulanan lake tekniğinden dolayıdır. Lakenın anlamı şapla kestirilmiş yumurta akı ( aher ) veya osmanlı beziri, gaz veya tinerile inceltilerek oluşan şeffef bir sır tabakasına verilen isimdir.
Ayrıca bu tür çalışmalarda kabartma tekniği üzerine altın varak bol miktarda kullanılmlştır.

3) Taş – mermer mermer üstü kalemişleri
Tutkallı toz ve yağlı boya malzemesi kullanarak yapılan bir tekniktir. Ayrıca desenler içerisinde altın varak ta kullanılmıstır.

4) Deri- bez üstü kalemişleri
Ahşap tabla (konstrüksiyon) üzerine deri veya bez (muşamba veya amerikan bezi ) gerilerek yapıştırılıp uygulanan bir tekniktir. Üzerine tutkalla sulandırılmtş üstübeç veya litopan sürülerek yağlı boya ve toz boyalarda uygulanmaktadır. Özellikle 17 yy'da başlayan moda akımı olan ampir, barok üslup çalışmalarında uygulanmıştır.

5) Malakari kalemişleri
Osmanlı mimarisinde kubbe, tavan ve duvarlara yapılan alçı kabartmalı ve boya ile yapılan süsleme tarzı.
Mala ile yapılan alçı süsleme denmektedir.











Varak Nedir ?
Varak Osmanlıca bir kelime olup, yaprak anlamına gelmektedir. Mobilyaların ve aksesuarların en gösterişli detaylarından olan altın varak eskiden altınınceylan derisinin arasında çekiçle dövülerek ezilmesiyle meydana getirilirdi. Bu dövme ve inceltme işine varakçılık denilirdi. Günümüzde bu işlemler saf altının dev silindirler arasında ezilerek inceltilip yaprak haline getirilmesi suretiyle yapılmaktadır. 8000 adet altın varak üst üste konulduğunda 1 cm. kalınlığa ancak ulaşır.









Oteller, Restoran, Cami ve Kiliseler, Villa, Köşk, Saraylar, İşyerleriniz gibi mekanlara Altın varak itina ile yapılır.









Hakkımda

art">ALİ RIZA EREN Yıldırım/Bursa Cep: (544) 282 64 18
E-mail: cryfreedom-8@hotmail.com cryfreedom8@gmail.com

KİŞİSEL BİLGİLER


Uyruğu : T.C
Doğum Yeri : Samsun
Doğum Tarihi : 01/10/1986
Askerlik Durumu : Tecilli
Medeni Durum : Bekar

AMACI

Geleneksel Türk El Sanatlarını kendi içinde yarattığı kuralları ve formları bozmadan köklü geçmişinin paralelliğinde günümüze modernleştirmek…

EĞİTİM

SAKARYA ÜNİVERSİTESİ GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ

2004 - 2008 Geleneksel Türk EL Sanatları eski Çini Onarımları bölümü mezunu

2000-2004 : Cem Sultan Lisesi(yabancı dil agırlıklı )


Katıldığı Sergiler

2004 – 2005 Dokuz Eylül Mevlana karma çini sergisi
2005 - 2006 a.f.a kültür merkezi karma çini sergisi

2005 - 2006 AKM Kültür merkezi karma resim sergisi
2006 – 2007 Muammer Çakı seramik sergisi
2006 - 2007 Bir Düş Kurdum kişisel karma sergisi

İŞ DENEYİMİ

09.04.2008:KİPTAŞ Silivri Cami içi süsleme(Kalemişi)
22.06.2008 :KİPTAŞ Hadımköy Cami içi süsleme(Kalemişi)
24.06.2008: KİPTAŞ Silivri Cami içi tavan tasarımı(Kalemişi)
01.10.2008 :Sakarya Nispet cafe / restaurant duvar resmi çalışması
01.22.2008 :Sakarya İl Kütüphanesi çocuk kreşi duvar resmi çalışması
18.11.2008 :Adile Sultan kasrı (öğretmen evi koşu yolu/ Üsküdar İstanbul) restorasyon çalışması

TEKNİKLER VE MATERYALLER
- Parşömen deri üzerine resimsel tasvirler
- Deri dokusu, çeşitli mermer dokuları
- Alçı kabartma
- Altın varak süsleme tekniği
- Eskitme efekt tekniği
-Seramik hammadde üzerine siyah beyaz karakalem dokusu

KONULAR
-Hat Kufi yazı çeşidi ile modern tasarımlar
-Seramik hammadde üzerine siyah beyaz resimsel tasvirler













17 Haziran 2009 Çarşamba

My Tiles and art works

      desen formunda kesilmiş mdf üzerine uyguladığım kalemişi çalışması II                                                                                                                                                      
Tepelik formda kesilmiş mdf üzerine yaptığım kalemişi desen uygulaması


leather art






















Kuşlardan ilham alarak yaptığım Hatai














tamamen kendi buluşum olan tekniğimle hazrlanmış apaçi çalışması












kıl teteresiyle kesip şekil verdiğim ahşap ve kabartma tekniğinden faydalandğım tasarımı ve uygulaması bana ait olan pano Hun Atları











Selçuklu motifinden ilham alınarak hazırlanmış çift başlı Kartal


























parşomen deri üzerine uyguladığım Dede Korut Hikayesindeki Boğaç Han karakteri














Peacock plates












hammadde kütahyadan hazır alınmıştır sadece uygulama bana aittir.


















Muammer Çakı 2006 seramik sergisinde sergilenen eserim "Lalezar''



Hitit geyiklerindenve Selçuklu geçmelerinden esinlenerek tasarladığım kabartmalı çini tabağım






Dede Korkut hikayelerinde insan unsurlarından ilham aldıım tasarm ve uygulaması bana ait olan çini çalışmam sırsız hali Banı Çiçek






testeresiyle dendanlarına şekil verdiğim klasik çalışmam sırlanmamış hali


KERTENKELE












çakıl taşı ve seramik çamuru kullanarak yaptığım Selçuklu motifinin modernlize uyarlanmış hali

























parşomen deri üzerine uyguladığım Dede Korut Hikayesindeki " Deli Dumrul '' tasviri









"Mevlana'' adlı kufi tasarım hat çalışmam










" Ya Mevlana'' kufi tasarım hat çalışmam






















sonsuz döngü Ab-ı Hayat (eserlerimin tüm telip hakları saklıdır.

















tasarımı ve uygulaması bana ait olan mevlana panosu "Nuruyla Dönenler''


















rumi motifi kullanarak tasarladığım klasik kar tabak











Damla formlu klasik tabak


































Orjinal kurallarna uygun modern tasar haline getirdiğim Fatih Sultan Mehmet tuğrası


























Horse












çini çamuruyla babartma tekniği uyguladığım seramik tabak demon face




















APAÇİ II














APAÇİ



















reprodüksyon çiniye uyarlama Kaplumbağa terbiyecisi




















Osmanlı tasfiri "Şark köşesi''


















MARİLYN MONROE

























JACK SPARROR












" The dogs'









20x20 karakalem dokusu ile yapılmış çini-seramik çalışması "Bebek''










20x20 tek karoluk sır altı karakalem doku tekniğiyle yapılmış çalışma "Alone''
















HOŞGELDİNİZ



Topraktan gelen, ellerde şekillenen kor ateşin sırlı gülleri...

ART COLLECTİON

ÇİNİ SANATI

çini M.Ö. 3000 yılının ilk yarısında mimari ile tanışan çiniler, İslam mimarisinde M.S. 9. Yüzyılda kullanılmaya başlamıştır. Selçuklular'ın 1071'de Bizanslılar`ı yenmesinden sonra Anadolu, hem Selçuklular hem de çiniler için yeni bir vatan olmuştur. Bu topraklardaki çini sanatı, 13. Yüzyılda Selçuk mimarisinin doruğa ulaştığı dönemde gelişmiş ve buna bağlı olarak da pek çok camii, medrese, türbe ve saray duvarları çinilerle bezenmiştir. Başlıca turkuaz, kobalt ve mor renklerin kullanıldığı geometrik desenli çini ve çini mozaikler iç mekanlarda tercih edilirken dışta da sırlı veya sırsız tuğlalar kullanılmıştır. 14. yüzyılda Anadolu Çini sanatı Osmanlılar ile birlikte yeni bir boyut kazanmıştır. Türkler iç ve dış mimari süslemenin en renkli kolu olan çini sanatını, asıl büyük ve sürekli gelişmesini Anadolu Türk mimarisinde göstermiştir. Türk çiniciliği Türk çini sanatının tarihi ilk Müslüman Türk devletlerinden Karahanlılara kadar dayanmaktadır. Bu da çini sanatının bin yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğunu göstermektedir. Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları çiniyi mimari süslemelerde sıkça kullanmış Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmasından sonra, çini sanatında Osmanlı Devleti'nin kuruluşuyla yeni bir dönem başlamıştır. İznik çinileri İlk Osmanlı dönemi İznik çinileri, Bursa Yeşil Cami ve türbesinde (1421), Bursa Muradiye Camii'nde (1426), Edirne Muradiye Camii (1433) ve Çinili Köşk’te (1472) görülebilmektedir. Bunlar genellikle mozaik veya sırlı boya tekniği ile üretilmiş çinilerdir. Bu dönem çinilerinde lacivert, mavi, turkuaz, siyah renkleri ağırlıktadır ve daha çok geometrik desenler kullanılmıştır. 16. yy'da İznik'te üretilen çinilerde gerek kalite ve gerekse desen üretiminde büyük gelişmeler olmuş ve Türk çini sanatı en parlak dönemini yaşamıştır. Osmanlı, mozaik gibi teknikleri bırakmış sır altı boya ve sır tekniğini geliştirmiştir. Bunun yanı sıra saray nakkaşhanesinde yeni motifler geliştirilmeye ve üretilmeye başlanmıştır. Kırmızı, yeşil, mavi, lacivert, turkuaz ve kahverenginin kullanımıyla İznik çinilerinde yeni bir devir yaşanmaya başlanmıştır. Osmanlı Devleti'nin duraklama dönemiyle birlikte, İznik çini üretim faaliyetini 17.yy. sonlarına doğru tamamen durdurmuş ve çinicilik Kütahya’ya kaymıştır. Lale Devri'nde, İznik çini sanatı yeniden canlandırılmaya çalışılsa da çabalar uzun ömürlü olamamıştır.

my art

MY personal exhibition

My handmade tiles and art work