10 Ağustos 2012 Cuma

elimin değdikleri

      desen formunda kesilmiş mdf üzerine uyguladığım kalemişi çalışması II                                                                                                                                                     
Tepelik formda kesilmiş mdf üzerine yaptığım kalemişi desen uygulaması



leather art






















Kuşlardan ilham alarak yaptığım Hatai














tamamen kendi buluşum olan tekniğimle hazrlanmış apaçi çalışması












kıl teteresiyle kesip şekil verdiğim ahşap ve kabartma tekniğinden faydalandğım tasarımı ve uygulaması bana ait olan pano Hun Atları











Selçuklu motifinden ilham alınarak hazırlanmış çift başlı Kartal


























parşomen deri üzerine uyguladığım Dede Korut Hikayesindeki Boğaç Han karakteri














Peacock plates












hammadde kütahyadan hazır alınmıştır sadece uygulama bana aittir.


















Muammer Çakı 2006 seramik sergisinde sergilenen eserim "Lalezar''



Hitit geyiklerindenve Selçuklu geçmelerinden esinlenerek tasarladığım kabartmalı çini tabağım






Dede Korkut hikayelerinde insan unsurlarından ilham aldıım tasarm ve uygulaması bana ait olan çini çalışmam sırsız hali Banı Çiçek






testeresiyle dendanlarına şekil verdiğim klasik çalışmam sırlanmamış hali


KERTENKELE












çakıl taşı ve seramik çamuru kullanarak yaptığım Selçuklu motifinin modernlize uyarlanmış hali

























parşomen deri üzerine uyguladığım Dede Korut Hikayesindeki " Deli Dumrul '' tasviri









"Mevlana'' adlı kufi tasarım hat çalışmam










" Ya Mevlana'' kufi tasarım hat çalışmam






















sonsuz döngü Ab-ı Hayat (eserlerimin tüm telip hakları saklıdır.

















tasarımı ve uygulaması bana ait olan mevlana panosu "Nuruyla Dönenler''


















rumi motifi kullanarak tasarladığım klasik kar tabak











Damla formlu klasik tabak


































Orjinal kurallarna uygun modern tasar haline getirdiğim Fatih Sultan Mehmet tuğrası


























çini çamuruyla babartma tekniği uyguladığım seramik tabak demon face




















APAÇİ II














APAÇİ



















reprodüksyon çiniye uyarlama Kaplumbağa terbiyecisi




















Osmanlı tasfiri "Şark köşesi''


















MARİLYN MONROE

























JACK SPARROR












" The dogs'









20x20 karakalem dokusu ile yapılmış çini-seramik çalışması "Bebek''










20x20 tek karoluk sır altı karakalem doku tekniğiyle yapılmış çalışma "Alone''







özel tasarım karagöz hacivat










HOŞGELDİNİZ



Topraktan gelen, ellerde şekillenen kor ateşin sırlı gülleri...

ART COLLECTİON

ÇİNİ SANATI

çini M.Ö. 3000 yılının ilk yarısında mimari ile tanışan çiniler, İslam mimarisinde M.S. 9. Yüzyılda kullanılmaya başlamıştır. Selçuklular'ın 1071'de Bizanslılar`ı yenmesinden sonra Anadolu, hem Selçuklular hem de çiniler için yeni bir vatan olmuştur. Bu topraklardaki çini sanatı, 13. Yüzyılda Selçuk mimarisinin doruğa ulaştığı dönemde gelişmiş ve buna bağlı olarak da pek çok camii, medrese, türbe ve saray duvarları çinilerle bezenmiştir. Başlıca turkuaz, kobalt ve mor renklerin kullanıldığı geometrik desenli çini ve çini mozaikler iç mekanlarda tercih edilirken dışta da sırlı veya sırsız tuğlalar kullanılmıştır. 14. yüzyılda Anadolu Çini sanatı Osmanlılar ile birlikte yeni bir boyut kazanmıştır. Türkler iç ve dış mimari süslemenin en renkli kolu olan çini sanatını, asıl büyük ve sürekli gelişmesini Anadolu Türk mimarisinde göstermiştir. Türk çiniciliği Türk çini sanatının tarihi ilk Müslüman Türk devletlerinden Karahanlılara kadar dayanmaktadır. Bu da çini sanatının bin yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğunu göstermektedir. Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları çiniyi mimari süslemelerde sıkça kullanmış Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmasından sonra, çini sanatında Osmanlı Devleti'nin kuruluşuyla yeni bir dönem başlamıştır. İznik çinileri İlk Osmanlı dönemi İznik çinileri, Bursa Yeşil Cami ve türbesinde (1421), Bursa Muradiye Camii'nde (1426), Edirne Muradiye Camii (1433) ve Çinili Köşk’te (1472) görülebilmektedir. Bunlar genellikle mozaik veya sırlı boya tekniği ile üretilmiş çinilerdir. Bu dönem çinilerinde lacivert, mavi, turkuaz, siyah renkleri ağırlıktadır ve daha çok geometrik desenler kullanılmıştır. 16. yy'da İznik'te üretilen çinilerde gerek kalite ve gerekse desen üretiminde büyük gelişmeler olmuş ve Türk çini sanatı en parlak dönemini yaşamıştır. Osmanlı, mozaik gibi teknikleri bırakmış sır altı boya ve sır tekniğini geliştirmiştir. Bunun yanı sıra saray nakkaşhanesinde yeni motifler geliştirilmeye ve üretilmeye başlanmıştır. Kırmızı, yeşil, mavi, lacivert, turkuaz ve kahverenginin kullanımıyla İznik çinilerinde yeni bir devir yaşanmaya başlanmıştır. Osmanlı Devleti'nin duraklama dönemiyle birlikte, İznik çini üretim faaliyetini 17.yy. sonlarına doğru tamamen durdurmuş ve çinicilik Kütahya’ya kaymıştır. Lale Devri'nde, İznik çini sanatı yeniden canlandırılmaya çalışılsa da çabalar uzun ömürlü olamamıştır.

my art

MY personal exhibition

My handmade tiles and art work